
Polis aracının arka kapısı kapandığında, Mercer'ın yüzündeki kendinden emin gülümsemeyi dikiz aynasında gördüm. Sanki beni kelepçelemekle yalnızca bir şüpheliyi yakalamamış, bütün ilçeye yeniden kimin sözünün geçtiğini göstermişti.
Karşı koltukta oturan genç yardımcısının yüzündeyse aynı memnuniyet yoktu.
“Adınız nedir, hanımefendi?” diye sordu.
“Simone Ashford.”
“Ben Yardımcı Şerif Ethan Brooks.”
Mercer hemen araya girdi.
“Onunla sohbet etmene gerek yok, Brooks.”
Ethan sustu. Ancak gözlerini bir an bile benden ayırmadı.
Merkeze vardığımızda beni arka girişten içeri soktular. Eski binanın duvarları solgun sarıya boyanmıştı. Floresan lambaların altında iki görevli evraklarla uğraşıyor, köşedeki televizyon sessizce haber görüntüleri gösteriyordu.
Mercer beni metal bir sandalyeye oturttu.
“Kimlik, adres ve çalıştığın yer,” dedi.
“Kimliğim çantamda. Mesleğimi de resmî kayda geçirebilirsiniz.”
Şerif alaycı bir kahkaha attı.
“Önce soygunla bağlantını açıklayacaksın.”
“Bana isnat ettiğiniz olayın tarihini, yerini ve şüpheli tarifini öğrenmek istiyorum.”
“Burada soruları ben sorarım.”
“Bir avukatla görüşmek istiyorum. Ayrıca herhangi bir sorgulamadan önce hakkımdaki suçlamanın kayda geçirilmesini talep ediyorum.”
Fotoğrafa dokunarak içeriği okumaya devam edebilirsiniz