Banka Setur Tatil Maddi Yardım Araç alım Oto satış konularını sitemizden Okuyabilirsiniz..

Kapının Ardındaki Ses

Tarih: 11.06.2026 16:04

18 yaşıma yeni girmiştim. Hayatımın en zor dönemlerinden birini yaşıyordum. Bir yıl önce babam gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştu. Ne bir mektup bırakmıştı ne de nereye gittiğine dair bir iz. Annem o günden sonra adeta başka bir insana dönüşmüştü. Geceleri uyuyamıyor, gündüzleri ise dalgın dalgın pencereden dışarı bakıyordu.

Onun çektiği acıyı gördükçe içim parçalanıyordu. Her gece yatağıma uzandığımda sessizce ağlıyor, elimden hiçbir şey gelmediğini düşünüyordum.

O gece yine uyuyamamıştım.

Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Evin içinde derin bir sessizlik vardı. Yağmur camlara vuruyor, rüzgâr eski evimizin duvarlarında uğultular çıkarıyordu.

Tam gözlerimi kapatmaya çalışırken annemin odasından gelen bir ses duydum.

İlk başta önemsemedim. Belki televizyon açıktı ya da kendi kendine konuşuyordu. Fakat birkaç dakika sonra ses tekrar duyuldu.

Bu kez daha netti.

Sanki biri fısıldıyordu.

Kalbim hızla atmaya başladı.

Yatağımdan çıktım ve sessizce koridora yürüdüm. Ahşap zemin her adımımda hafifçe gıcırdıyordu. Annemin odasının kapısına yaklaştıkça ses daha belirgin hale geliyordu.

Ama ne söylendiğini anlayamıyordum.

Kapıya kulağımı dayadım.

Birden annemin sesi duyuldu:

“Hayır… artık yeter. Bunu yapmayacağım.”

Donup kaldım.

Kiminle konuşuyordu?

Evde ikimizden başka kimse yoktu.

Kapıyı hafifçe araladım.

Odanın içi karanlıktı. Sadece masanın üzerindeki küçük lambanın ışığı yanıyordu. Annem pencerenin önünde durmuş dışarı bakıyordu.

Karşısında kimse yoktu.

Ama konuşmaya devam ediyordu.

“Benden ne istiyorsun?” dedi titreyen bir sesle.

Tam o anda pencerenin dışındaki karanlıkta bir gölge hareket etti.

Geri çekildim.

Nefesim kesilmişti.

Evin ikinci katındaydık. Pencerenin önünde birinin durması imkânsızdı.

Yeniden baktığımda gölge kaybolmuştu.

Kapıyı biraz daha açtım.

Annem bir anda bana döndü.

Yüzü bembeyaz olmuştu.

“Burada ne yapıyorsun?” diye sordu.

“Anne… kiminle konuşuyordun?”

Sorumu duyunca gözleri büyüdü.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra yatağın altından eski bir kutu çıkardı.

Kutunun içinde sararmış fotoğraflar, mektuplar ve paslanmış bir anahtar vardı.

“Artık bilmenin zamanı geldi,” dedi.

Kutunun içinden bir fotoğraf uzattı.

Fotoğrafta genç bir adam vardı.

İlk bakışta tanıyamadım.

Sonra yüz hatları dikkatimi çekti.

Bu adam babama inanılmaz derecede benziyordu.

“Bu kim?” diye sordum.

Annem derin bir nefes aldı.

“Babanın ikiz kardeşi.”

Kanım çekildi.

“Babamın kardeşi mi vardı?”

“Evet. Ama herkes onun öldüğünü sanıyordu.”

O gece sabaha kadar konuştuk.

Meğer yıllar önce ailemizin yaşadığı köyde korkunç bir olay yaşanmıştı. Babamın ikiz kardeşi bir mağarada kaybolmuş, bir daha da bulunamamıştı.

Fakat birkaç ay önce annem gizemli mektuplar almaya başlamıştı.

Mektupların altında tek bir imza vardı:

“Ben geri döndüm.”

Bunları duyunca içime tarif edemediğim bir korku çöktü.

Tam o sırada evin alt katından büyük bir gürültü geldi.

Bir şey devrilmişti.

Annemle göz göze geldik.

İkimiz de sesi duymuştuk.

Merdivenlere doğru ilerledik.

Aşağı kat tamamen karanlıktı.

Mutfaktan hafif bir ışık sızıyordu.

Elime eski bir el feneri aldım.

Kapıya yaklaştığımızda yerde çamurlu ayak izleri gördüm.

Ayak izleri arka bahçeden geliyordu.

Ve evin içine kadar uzanıyordu.

Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi atıyordu.

Ayak izlerini takip ettim.

İzler bodrum kapısında son buluyordu.

Kapı aralıktı.

Oysa annem her gece onu kilitlediğine yemin edebilirdi.

Yavaşça kapıyı açtım.

Eski merdivenlerden aşağı indim.

Bodrumun sonunda küçük bir oda vardı.

Kapı hafifçe açıktı.

İçeriden bir nefes sesi geliyordu.

Bir adım daha attım.

Kapıyı sonuna kadar açtığım anda ışığı içeri tuttum.

Ve gördüğüm şey karşısında nefesim kesildi.

Duvarın tamamı eski fotoğraflarla kaplıydı.

Benim çocukluğumdan, annemin gençliğinden, babamın yıllar önce çekilmiş görüntülerinden oluşan yüzlerce fotoğraf…

Sanki biri yıllardır bizi gizlice izlemişti.

Fotoğrafların ortasında ise yeni çekilmiş tek bir kare duruyordu.

Fotoğrafta annem ve ben bu evin önünde görünüyorduk.

Fotoğrafın arkasına kırmızı mürekkeple tek bir cümle yazılmıştı:

“Sizi buldum. Bu daha başlangıç.”

Tam o anda arkamdan yavaş bir alkış sesi yükseldi.

Donup kaldım.

Bodrumun karanlığında bir adamın silueti beliriyordu.

Yüzünü seçemiyordum.

Ama gülümsemesini görebiliyordum.

Ve o gülümseme, yıllardır kayıp olan birinin geri döndüğünü anlatıyordu… ya da çok daha korkunç bir şeyi.