Banka Setur Tatil Maddi Yardım Araç alım Oto satış konularını sitemizden Okuyabilirsiniz..

Kamyonların sık geçtiği dağ yolunda hava serin, gökyüzü ise açık ve berraktı

Tarih: 11.06.2026 18:54

Kamyonların sık geçtiği dağ yolunda hava serin, gökyüzü ise açık ve berraktı. Yol kenarında bekleyen genç kadın Elif, elindeki çantayı sıkıca tutuyordu. Sabah erken saatlerde çıktığı yolculukta otobüsü kaçırmış, telefonunun şarjı bitmiş ve bulunduğu bölgede yardım isteyebileceği kimseyi bulamamıştı. En yakın kasaba kilometrelerce uzaktaydı.

Bir süre sonra uzaktan büyük bir tırın yaklaştığını gördü. Tır yavaşlayarak yanına yanaştı. Direksiyondaki orta yaşlı şoför camı açtı.

“Bir sorun mu var?” diye sordu.

Elif durumu anlattı. Şoförün adı Kemal’di. Yıllardır yük taşımacılığı yapıyordu ve o gün de yakın bir şehre malzeme götürüyordu.

“İstersen seni yol üzerindeki kasabaya bırakabilirim,” dedi Kemal.

Elif kısa bir tereddütten sonra teklifi kabul etti. Kabine bindi ve yolculuk başladı.

Başlarda ikisi de sessizdi. Motorun uğultusu ve lastiklerin asfalt üzerindeki sesi kabini dolduruyordu. Bir süre sonra Kemal konuşmaya başladı.

“Bu yolları otuz yıldır gidip geliyorum,” dedi. “İnsan çok şey öğreniyor burada.”

Elif merakla sordu:

“Mesela ne öğreniyor?”

Kemal hafifçe gülümsedi.

“İnsanların göründükleri gibi olmadığını.”

Elif bu cevabı ilginç buldu ama üzerinde fazla durmadı.

Yol ilerledikçe sohbet koyulaştı. Kemal yıllar boyunca yaşadığı ilginç olayları anlattı. Karda mahsur kalan aileler, yardım ettiği yaşlı insanlar, yolda kalan sürücüler…

Elif dikkatle dinliyordu. Haberlerde sık sık olumsuz olaylar duyuyordu. Bu yüzden insanların birbirine yardım etme hikâyeleri ona umut veriyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra tır, küçük bir dinlenme tesisinde mola verdi. Kemal çay almak için içeri girerken Elif de etrafı gezmeye başladı.

O sırada tesisin arka tarafında park edilmiş eski bir minibüs dikkatini çekti. Minibüsün yanında yaşlı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde yorgun ama sakin bir ifade vardı.

Elif yanına gidip halini hatırını sordu.

Yaşlı adam aracının bozulduğunu, tamir için gerekli parçayı beklediğini anlattı. Ancak yanında yeterince para olmadığını da ekledi.

Elif üzülmüştü. Kendi imkânları da sınırlıydı. O sırada Kemal yanlarına geldi.

Durumu öğrenince hiç düşünmeden cebinden bir miktar para çıkarıp yaşlı adama verdi.

Adam şaşkınlıkla baktı.

“Evladım, seni tanımıyorum bile.”

Kemal omzunu silkti.

“Ben de seni tanımıyorum. Ama bazen tanımak gerekmez.”

Yaşlı adamın gözleri doldu.

Yolculuk yeniden başladığında Elif gördüklerinden etkilenmişti.

“Bu kadar yardımsever olmayı nasıl başarabiliyorsun?” diye sordu.

Kemal bir süre sustu. Sonra uzaklara bakarak konuştu.

“Yıllar önce ben de bir dağ yolunda mahsur kalmıştım. Ne telefon vardı ne yardım isteyebileceğim biri. Saatlerce bekledim. Sonunda bir kamyon şoförü durdu ve bana yardım etti.”

“Elindeki her şeyi paylaşmıştı. Sonra da yoluna devam etmişti. Adını bile öğrenemedim.”

“Elimde sadece bir cümlesi kaldı.”

“Elindeki iyiliği yanında taşıma, başkasına ver.”

Elif sessizce dinledi.

Kasabaya yaklaştıklarında güneş yavaş yavaş batıyordu. Turuncu ışıklar dağların arasına yayılmıştı.

Kemal tırı otogarın yakınında durdurdu.

“İşte geldik.”

Elif teşekkür ederek aşağı indi. Çantasını omzuna taktıktan sonra dönüp son bir kez baktı.

“Bugün bana büyük bir iyilik yaptınız.”

Kemal gülümsedi.

“Belki bir gün sen de bir başkasına yaparsın.”

Tır ağır ağır hareket ederek uzaklaştı.

Aradan aylar geçti.

Bir gün Elif iş çıkışı eve dönerken yağmurlu bir akşamda otobüs durağında bekleyen yaşlı bir kadın gördü. Kadın yolunu kaybetmişti ve oldukça endişeliydi.

Elif hiç düşünmeden yanına gitti, ona yardımcı oldu ve güvenli bir şekilde evine ulaşmasını sağladı.

Kadın teşekkür edip ayrılırken Elif’in aklına o dağ yolu geldi.

O gün anladı ki gerçek iyilik, karşılık beklemeden yapılan ve bir insandan diğerine geçen görünmez bir emanetti.

Kemal’in yıllar önce duyduğu söz, şimdi onun da hayatında anlam bulmuştu:

“Elindeki iyiliği yanında taşıma, başkasına ver.”