
Belgin'in yüzüne bakarken ilk fark ettiğim şey gözlerinin altındaki koyu halkalar oldu. Üç hafta önce fotoğrafta gördüğüm kendinden emin kadın gitmiş, yerine günlerdir uyumamış, korkudan ayakta durmakta zorlanan biri gelmişti.
“Önce ayağa kalk,” dedim. “Sonra kızına ne olduğunu anlat.”
Belgin titreyerek doğruldu. Kapının eşiğinde durup içeri girmeye cesaret edemedi.
“Kızım Derin hastanede,” dedi. “Böbrek yetmezliği var. Durumu uzun zamandır kötüydü ama son günlerde ağırlaştı. Nakil değerlendirmesi yapılıyor. Giray bana yardım edeceğine söz verdi. Şimdi telefonlarıma bile çıkmıyor.”
Giray'ın adını duyunca içimdeki öfke yeniden kabardı.
“Bunu neden bana anlatıyorsun? Ben doktor değilim.”
“Biliyorum. Ama senin hastanede tanıdıkların olduğunu söyledi. Yardım edebileceğini söyledi. Sonra beni her yerden engelledi.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Otuz iki yıl önce hemşirelik okulundan mezun olmuştum. Yıllarca devlet hastanesinde çalışmış, daha sonra emekli olmuştum. Eski çalışma arkadaşlarımdan bazıları hâlâ sağlık sektöründeydi. Fakat hiçbir tanıdığım organ nakli sırasını değiştiremezdi. Böyle bir şeyi istemek bile doğru olmazdı.
“Derin kaç yaşında?” diye sordum.
Fotoğrafa dokunarak içeriği okumaya devam edebilirsiniz