Mezuniyet balosunda, okulun futbol yıldızı beni dansa davet etti, diğer herkes ise yüzümdeki yara izleri yüzünden benimle alay ediyordu. 45 yıl sonra kapımı çaldı ve “SONUNDA GERÇEĞİ DUYMANIN ZAMANI GELDİ” dedi.
Mezuniyet balosunda, okulun futbol yıldızı beni dansa davet etti, diğer herkes ise yüzümdeki yara izleri yüzünden benimle alay ediyordu. 45 yıl sonra kapımı çaldı ve "SONUNDA GERÇEĞİ DUYMANIN ZAMANI GELDİ" dedi.
Çocukluğumdan beri yüzümde yara izlerim var.
Ailem, mutfağımızdaki gaz patlaması sonucu çıkan ev yangınında mahsur kaldı.
Hepimiz hayatta kaldık, ama yüzüm sonsuza dek değişti.
Sık sık sınıf arkadaşlarımın "tarladan kargaları bile korkutabilirsin" veya "maske takmalısın" diye şaka yaptıklarını duyardım.
Ve mezuniyet balosu mevsimi geldiğinde, kimse beni davet etmedi.
Bu yüzden yalnız gittim.
Akşamın yarısını bir masada tek başıma oturarak geçirdim.
Sonra, yavaş dans başladığında, Kaan yanıma geldi.
Herkesin tanıdığı popüler çocuktu. Her kızın hayalini kurduğu futbol yıldızıydı.
Beni dansa davet etti. Akşamın geri kalanında birlikte dans ettik.
Sınıf arkadaşlarım bana bakıp şöyle şeyler bağırdılar:
"Kaan şimdi hayır işi mi yapıyor?"
Ya da:
"Kaan, burada çok güzel kız var. Neden mezuniyet balosunu böyle mahvettin?"
Ama ikimiz de umursamadık.
O gece, benimle vakit geçirmekten gerçekten keyif aldığını söyledi.
Sonra beni eve kadar bıraktı.
Bana asla unutamayacağım bir mezuniyet balosu yaşattığı için Kaan'a minnettardım.
Mezuniyetten sonra ondan bir daha haber almadım.
Aynı kasabada kaldım ve hiç taşınmadım.
Kırk beş yıl geçti.
Dün sabah biri kapımı çaldı.
Kapıyı açtım ve donakaldım.
Kaan'dı.
Tam orada, verandamda duruyordu.
Saçları artık griydi ve bastona yaslanıyordu, ama aynı gözlere ve aynı gülümsemeye sahipti.
Onu hemen tanıdım.
Onu içeri bir fincan çay içmeye davet ettim.
Sonra sordum:
"Kaan, seni gördüğüme çok sevindim. Ama neden buradasın? Neden şimdi, 45 yıl sonra?"
Sesi titremeye başladı.
"YILLARDIR BENİ RAHATSIZ EDEN BİR SIR VARDI. Sana söyleme cesaretini asla bulamayacağımı düşünmüştüm. Ama kanser teşhisi kondu ve ne kadar zamanım kaldığını bilmiyorum. Sonunda gerçeği duymaya hazırsın."
Boğazımda bir yumru oluştu ve sordum:
"Kaan... HANGİ GERÇEK?"
Kaan derin bir nefes aldı. Gözleri dolmuştu ve elleri, önündeki sıcak çay bardağını kavramak ister gibi titredi ama sonra vazgeçip bastonunun üzerinde kenetlendi. Bakışlarını odanın köşesindeki eski bir fotoğrafa sabitleyerek konuşmaya başladı.
"O gece..." dedi, sesi yılların yorgunluğunu taşır gibi fısıltıyla karışık çıkarak. "O mezuniyet balosu gecesi... Seni aniden dansa kaldırmam sadece sıradan bir karar değildi. Arkada dönen çok çirkin, çok acımasız bir oyun vardı. Futbol takımındaki çocukların ve okulun o popüler kızlarının seninle dalga geçmek, seni tüm okulun önünde küçük düşürmek için hazırladığı bir tuzaktı."
Kalbimin hızlandığını hissettim. Yüzümdeki eski yara izleri, sanki o yangın günündeki gibi hafifçe sızladı. "Nasıl bir tuzak?" diye sordum, sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. "Zaten her gün dalga geçiyorlardı."
Kaan yutkundu, gözlerindeki pişmanlık o kadar derindi ki bakışlarını benden kaçırdı. "Seni sözde 'Gecenin Kraliçesi' seçeceklerdi," diye devam etti. "Ama bu tamamen bir aşağılama senaryosuydu. Sahneye çıktığında başından aşağıya çürük meyveler dökeceklerdi. Herkes hazır bekliyordu, ellerinde kameralarla o anı kaydetmek için can atıyorlardı. Ben bu iğrenç planı, balodan hemen önce banyoda çocukların konuşmalarından duydum. O an içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Sana yapılan bu haksızlığa seyirci kalamazdım. Planlarını bozmanın tek yolu vardı: Okulun en popüler çocuğu olarak öne çıkmak ve seni herkesten önce, o yavaş müzik başladığı an dansa kaldırmak. Eğer benimle dans edersen, kimse o planı uygulamaya cesaret edemezdi. Çünkü benim üzerimden sana ulaşamazlardı, popülerliğimi senin için bir kalkan yaptım."
Duyduklarım karşısında donakalmıştım. Yıllarca sınıf arkadaşlarımın o gece bize neden o kadar öfkeyle baktığını şimdi anlıyordum. Onların o zalim eğlencesini Kaan tek bir hamleyle bozmuştu devamı sonraki sayfada....