17 yaşındaki kızım Ece’yi, mezuniyet balosu sonrası saat 4’te gizlice eve dönerken yakaladım – çantasından düşen şey kalbimi paramparça etti.

Kızım Ece on yedi yaşında.

Ve bir hafta önce sorsaydınız, tanıdığım en sorumluluk sahibi gençlerden biri olduğunu söylerdim.

İyi notlar.

Sorun yok.

Çılgın partiler yok.

Geç kalacağını mesajla bildiren türden bir çocuk.

Bu yüzden mezuniyet balosuna giderken endişelenmedim.

Haftalarca plan yaptı.

Elbise.

Ayakkabılar.

Saç randevusu.

Hatta tırnakları bile.

O akşam merdivenlerden inerken çok mutlu görünüyordu.

Sonunda gülüp durmamı söyleyene kadar yirmi fotoğraf çekmiş olmalıyım.

Arkadaşı iyi biri gibi görünüyordu.

Gittiği grup sorumluluk sahibi görünüyordu.

Her şey normaldi.

Gitmeden önce gece yarısına kadar evde olacağına söz verdi.

Muhtemelen hâlâ uyanık olacağımı şaka yollu söylemiştim.

Meğerse öyleymiş.

Gece yarısı geldi geçti.

Sonra saat 1 oldu.

Sonra saat 2 oldu.

Mesajları seyrekleşmeye başladı.

Saat 3'te oturma odasında volta atıyordum.

En kötü senaryoları hayal etmemeye çalışıyordum.

Saat 4.07'de nihayet ön kapının açıldığını duydum.

Çok yavaş bir şekilde.

Kimsenin duymasını istemeyen birinin kapıyı açma şekli gibi.

Sessiz kaldım.

Bir an sonra Ece koridora sessizce girdi.

Hâlâ mezuniyet elbisesini giymişti.

Hâlâ çantasını tutuyordu.

Karanlık oturma odasında beni görür görmez donakaldı.

Tamamen donakaldı.

"Anne..."

Sözünü bitiremeden çantası omzundan kaydı.

Yere düştü.

İçinden bir şey düştü.

İlk başta makyaj malzemesi sandım. Ya da belki telefonu.

Ama daha yakından baktığımda midem bulandı.

Yerde duran şey eski bir çocuk fotoğrafıydı.

Fotoğrafta Ece vardı.

Ama yanında duran küçük erkek çocuğunu hayatım boyunca hiç görmemiştim.

Fotoğrafın arkasında ise tek bir cümle yazıyordu:

"Bir gün gerçeği öğrenirsen beni affet."

Ece hızla eğilip fotoğrafı almak istedi ama ben ondan önce davrandım.

"Ece, bu da ne?"

Kızımın gözleri doldu grsele ilerleyn devamı sonraki syfada....

FOTO GALERİLER