Kocamın cenazesinin tam ortasında, çocuklarım tabutun yanında ağlıyormuş gibi yaparken, bir mesaj aldım: “Hayattayım. Onlara güvenmeyin.” Bunun kötü bir şaka olduğunu düşündüm… ta ki Rıfat’ın masasının fotoğrafıyla birlikte ikinci mesaj gelene ve şöyle diyene kadar: “Gerçek vasiyeti oraya sakladım.”

Cenazedeki o anları dün gibi hatırlıyorum. Kırk üç yıllık eşim Rıfat'ın kapalı tabutunun önünde, yüzümün yarısını örten siyah bir örtü ve elbisemin altında titreyen bacaklarımla duruyordum. Oğullarım Can ve Hakan bir kenarda duruyorlardı. Çok sessiz, çok temiz ve babalarını yeni kaybetmiş iki adam için çok sakinlerdi. Mesaj bilinmeyen bir numaradan gelmişti: "Tülay, o cesedin başında ağlama. Ben orada değilim."

Boğazımda nefesim kesildi. Kapalı tabuta bakakaldım. Donmuş parmaklarımla "Kimsiniz?" diye yazdığımda cevap anında geldi: "Ben Rıfat. Oğullarımıza güvenmeyin." Can bana bakıp "Her şey yolunda mı anne?" diye sorduğunda kapıyı kilitleyen bir gardiyan gibi gülümsüyordu. Hakan ise "Hemen eve gidiyoruz anne, yalnız kalmamalısın," diyerek bana emretmişti devamı sonraki sayfada....

FOTO GALERİLER