Bu benim 62 yaşındaki anneannem Nebahat
Bu benim 62 yaşındaki anneannem Nebahat; kendisi her zaman neşeli, hayat dolu ve yaşını asla göstermeyen, enerjik bir kadındır. Dedemi yıllar önce kaybettiğimiz için uzun zamandır yalnız yaşıyordu ama son aylarda üzerinde tarifi imkansız bir durgunluk, tuhaf bir telaş vardı. Bir gün tüm aileyi, teyzelerimi ve dayılarımı acil bir akşam yemeği için evine topladı; hepimiz kötü bir sağlık haberi alacağımızı korkarak beklerken, Nebahat anneannem boğazını temizleyip hamile olduğunu açıkladı. Salona bir anda ölüm sessizliği çöktü, annem duyduklarına inanamayıp bayılacak gibi oldu ama şok dalgası bununla sınırlı kalmayacaktı. 24 yaşındaki bir torun olarak ben dahil herkes "Bu yaşta nasıl olur, peki baba kim?" diye hayretler içinde sorup ısrar edince, anneannem başını dik tuttu ve bebeğin babasının, teyzemin geçen yıl boşandığı ve ailece yüzünü bile görmek istemediğimiz eski eşi Hakan olduğunu söyledi. O an odadaki herkes donakaldı, annemin çığlığı ve dayımın öfkeyle ayağa kalkışıyla tüm aile bir anda geri dönülmez bir şokun ve büyük bir kaosun ortasına sürüklendi...
Dayımın masaya indirdiği yumruk, porselen tabakları havaya fırlattı. Teyzem, eski kocasının adını duyduğu an kaskatı kesilmiş, gözlerini nefretle anneanneme dikmişti. Odadaki hava saniyeler içinde solunamaz hale geldi. Herkes bağırıyor, geçmişin kirli defterlerini açıyor, anneannemi akıl tutulmasıyla suçluyordu. Ancak Nebahat anneannem, tüm bu hakaretlerin ve öfke patlamalarının karşısında o mermer sessizliğini korudu. Tek bir kelime bile etmedi, gözyaşı dökmedi. Sadece elini korumacı bir tavırla karnına koydu. O gece ev büyük bir kavga ve kopuşla terk edildi; herkes kapıyı çarpıp giderken salonda sadece ben ve sırtını duvara yaslamış hıçkıran teyzem kaldık.
Gunler haftaları kovaladı. Aile, anneannemi tamamen hayatından çıkardı. Kimse onunla konuşmuyor, telefonlarını açmıyordu. Teyzem uğradığı bu ihanetin acısıyla derin bir sessizliğe gömülmüştü. Ancak ben, 24 yıllık ömrümde beni büyüten, her derdime koşan o kadının bu kadar delice ve bencilce bir şey yapacağına bir türlü inanamıyordum. Bu hikayede eksik, anlatılmayan ve mantığa sığmayan bir şeyler vardı. Olayın peşini bırakmamaya kararlıydım. Bir akşam vakti, kimseye haber vermeden anneannem Nebahat’in evine gittim.
Kapıyı açtığında karşımda o eski enerjik kadın yoktu; çökmüş, omuzları düşmüş ama gözlerindeki o kararlı pırıltıyı kaybetmemiş bir anneanne duruyordu. Beni içeri aldı. Salonda, teyzemin eski kocası Hakan’ın evrak çantası duruyordu. Onu evinde barındırdığını görmek içimi acıtsa da sakin kalmalıydım. "Bana gerçeği anlat anneanne," dedim. "Lütfen, bu aile dağıldı."
Nebahat anneannem derin bir iç çekti, pencereden dışarıya, karanlığa baktı. Tam o sırada üst kattan ayak sesleri geldi ve merdivenlerin başında Hakan belirdi. Yüzünde her zamanki o sinsi, küstah gülümseme vardı. "Torun her şeyi öğrenmek istiyor demek," dedi alayla devamı sonraki sayfada.....