Nişanlımla harika giden bir ilişkimiz vardı
Nişanlımla harika giden bir ilişkimiz vardı, bana karşı her zaman çok ilgili ve sevgi doluydu ama ikiz kız kardeşim çocukluğumuzdan beri benim sahip olduğum her şeyi gizliden gizliye kıskanırdı. Hayatımın en mutlu olduğum o düğün hazırlıkları döneminde, kardeşim sürekli çeşitli bahaneler üreterek nişanlımın etrafında dolanmaya başladı. İlk başlarda bana sadece yardım ettiğini sanıyordum ama bir gün nişanlık provam iptal olunca eve erken döndüm ve onları mutfakta baş başa kahve içerken buldum. Kardeşim ona o kadar cilveli ve farklı yaklaşıyordu ki, nişanlımın aklını çoktan çeldiğini o an anladım. Bu gizli ihanet arkamdan günlerce devam etmiş; düğünümüze bir hafta kala nişanlım beni terk edip onunla kaçtığında kalbim paramparça olmuştu. Aradan geçen 20 koca yılın ardından ben hayatımı baştan aşağı yeniden kurmuşken, bir akşamüstü kapım çaldı. Karşımda duran kişi, çökmüş ve perişan bir haldeki ikiz kız kardeşimdi. Tam ona öfkeyle kapıyı kapatacakken ağlayarak dizlerime kapandı ve hayatımı mahveden o adamı, eski nişanlımı ondan geri almam için bana yalvarmaya başladı. Ne olduğunu anlamaya çalışıp onu başından savmak için kelimeler ararken, kardeşim cebinden yıpranmış bir fotoğraf çıkarıp arkamdan yaklaştı ve kulağıma titreyen bir sesle, "O hiçbir zaman benim olmadı, yirmi yıldır her sabah senin adınla uyanıyor. Senin hayaletinle yaşamak beni delirtti, ne olursun beni bu kâbustan kurtar," diye fısıldadı. Buz gibi olmuştum. Elimdeki yıpranmış fotoğrafa baktığımda, bunun bizim yirmi yıl önceki nişanımızda çekilmiş bir kare olduğunu gördüm. Ancak tuhaf ve ürkütücü olan şuydu; fotoğrafta kardeşimin yüzü tükenmez kalemle tamamen karalanmış, benim yüzümün etrafına ise kırmızı kalpler çizilmişti. Yıllarca bana ihanet ettiklerini, birbirlerine deli gibi aşık olduklarını düşünerek içimde taşıdığım o ağır öfke yükü, yerini derin bir şaşkınlığa ve dehşete bıraktı.....