Her Sabah Bir Öğrenciyi Bekleyen Otobüs Şoförü..
Hatta bir adım öne geldi.
“Ben de sanayide çalışıyorum,” dedi. “O eski depoyu bilirim. Ana yoldan dönersen yetişemezsin. Arka sokaktan git.”
Hasan ona baktı.
Az önce şikâyet eden adam, şimdi yolu gösteriyordu.
“Gel yanıma.”
Adam öne geçti.
Otobüs güzergâhtan çıktı.
Sabah trafiğinin arasından değil, ara sokaklardan, çamurlu yollardan, yarım bırakılmış inşaatların kenarından ilerledi.
Yolcular sarsıla sarsıla tutunuyordu.
Kimse “geç kaldık” demedi.
Neriman Abla elindeki telefonu kulağından indirmiyordu.
“Ekipler yolda,” dedi. “Ama depoya en yakın biziz.”
Hasan’ın aklında sadece Emre’nin yüzü vardı.
Patlamış dudağı.
Kolunu çekiştirmesi.
“Bir gün otobüse yetişemezsem, uyuyakaldım sanma.”
O çocuk yardım istemişti.
Ama doğrudan değil.
Çünkü bazı çocuklar dayaktan çok, kimse inanmamasından korkar.
Otobüs sanayi yoluna döndüğünde yağmur incelmişti.
Eski un deposu ileride görünüyordu.
Paslı demir kapı.
Yanında beyaz bir kamyon.
Arka kapağı yarı açıktı.
Gri şapkalı adam, iki kişiyle birlikte bir çuval taşır gibi bir şeyi kamyonun arkasına doğru çekiyordu.
Hayır.
Çuval değildi.
Emre’ydi.
Hasan frene öyle bastı ki otobüsün içindeki herkes öne savruldu.
Korna çaldı.
Uzun uzun.
Sanayi sokağı çınladı.
Adamlar bir an durdu.
Gri şapkalı olan küfretti.
“Ne yapıyorsun sen?”
Hasan kapıları açtı.
Önce kendisi indi.
Arkasından kasklı adam, Neriman Abla, iki genç ve arka tarafta oturan yaşlı bir adam indi.
Bir otobüs dolusu insan, ilk kez bir çocuğun arkasında durmak için aynı anda sokağa çıkıyordu.
“Çocuğu bırak,” dedi Hasan.
Gri şapkalı adam güldü.
“Sen hâlâ otobüsçülükten savcılığa mı geçtin?”
“Bırak dedim.”
Emre’nin ağzında bant vardı.
Gözleri korkudan büyümüştü.
Hasan o gözleri görünce içindeki yaşlılık, yorgunluk, emeklilik hayalleri bir anda yok oldu.
Sadece öfke kaldı.
Kasklı adam yanına yaklaştı.
“Polis geliyor,” dedi yüksek sesle. “Plakayı aldık. Kamera kaydı da var.”
Bu yalandı.
O an için kamera kaydı yoktu.
Ama gri şapkalı adam bunu bilemezdi.
Diğer adamlardan biri panikledi. “Bırakalım gidelim devamı.....”