Kamyonların sık geçtiği dağ yolunda hava serin, gökyüzü ise açık ve berraktı

Kamyonların sık geçtiği dağ yolunda hava serin, gökyüzü ise açık ve berraktı. Yol kenarında bekleyen genç kadın Elif, elindeki çantayı sıkıca tutuyordu. Sabah erken saatlerde çıktığı yolculukta otobüsü kaçırmış, telefonunun şarjı bitmiş ve bulunduğu bölgede yardım isteyebileceği kimseyi bulamamıştı. En yakın kasaba kilometrelerce uzaktaydı.

Bir süre sonra uzaktan büyük bir tırın yaklaştığını gördü. Tır yavaşlayarak yanına yanaştı. Direksiyondaki orta yaşlı şoför camı açtı.

“Bir sorun mu var?” diye sordu.

Elif durumu anlattı. Şoförün adı Kemal’di. Yıllardır yük taşımacılığı yapıyordu ve o gün de yakın bir şehre malzeme götürüyordu.

“İstersen seni yol üzerindeki kasabaya bırakabilirim,” dedi Kemal.

Elif kısa bir tereddütten sonra teklifi kabul etti. Kabine bindi ve yolculuk başladı.

Başlarda ikisi de sessizdi. Motorun uğultusu ve lastiklerin asfalt üzerindeki sesi kabini dolduruyordu. Bir süre sonra Kemal konuşmaya başladı.

“Bu yolları otuz yıldır gidip geliyorum,” dedi. “İnsan çok şey öğreniyor burada.”

Elif merakla sordu:

“Mesela ne öğreniyor?”

Kemal hafifçe gülümsedi.

“İnsanların göründükleri gibi olmadığını.”

Elif bu cevabı ilginç buldu ama üzerinde fazla durmadı.

Yol ilerledikçe sohbet koyulaştı. Kemal yıllar boyunca yaşadığı ilginç olayları anlattı. Karda mahsur kalan aileler, yardım ettiği yaşlı insanlar, yolda kalan sürücüler…

Elif dikkatle dinliyordu. Haberlerde sık sık olumsuz olaylar duyuyordu. Bu yüzden insanların birbirine yardım etme hikâyeleri ona umut veriyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra tır, küçük bir dinlenme tesisinde mola verdi. Kemal çay almak için içeri girerken Elif de etrafı gezmeye başladı.

O sırada tesisin arka tarafında park edilmiş eski bir minibüs dikkatini çekti. Minibüsün yanında yaşlı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde yorgun ama sakin bir ifade vardı.

Elif yanına gidip halini hatırını sordu.

Yaşlı adam aracının bozulduğunu, tamir için gerekli parçayı beklediğini anlattı. Ancak yanında yeterince para olmadığını da ekledi.

Elif üzülmüştü. Kendi imkânları da sınırlıydı. O sırada Kemal yanlarına geldi.

Durumu öğrenince hiç düşünmeden cebinden bir miktar para çıkarıp yaşlı adama verdi.

Adam şaşkınlıkla baktı.

“Evladım, seni tanımıyorum bile.”

Kemal omzunu silkti.

“Ben de seni tanımıyorum. Ama bazen tanımak gerekmez.”

Yaşlı adamın gözleri doldu grsele ilerleyn devamı sonrki syfada.....

FOTO GALERİLER