13 yaşındaki kızım, kanser hastası sınıf arkadaşı için peruk yapılması amacıyla saçlarını kesti…
BÖLÜM 2:
Zeynep’in annesi o gün okuldan çıktıktan sonra bile olay bitmemişti.
Tam tersine, her şey yeni başlıyordu.
Okul koridorunda başlayan o sessizlik, kısa sürede bir hareketliliğe dönüştü.
Öğrenciler kendi aralarında konuşuyor, bazıları saçlarını bağlayıp “ben de verebilirim” diyordu.
Ama müdür için durum kontrolsüz bir karmaşaya dönüşmüştü.
Beni tekrar odasına çağırdı.
— Bu iş büyüyor, dedi. Okulun düzeni bozuluyor. Medyaya yansırsa sorumluluk sizin kızınıza kalır.
Elif yanımda oturuyordu.
Başını kaldırmadı bile.
O an anladım ki bu sadece bir “saç kesme olayı” değildi.
Bu, çocukların dünyasında bastırılmış bir acının patlamasıydı.
Tam o sırada telefonum çaldı.
Numara bilinmiyordu.
Açtım.
Karşımdaki ses bir gazeteciye aitti.
— Okulda bir öğrencinin kanser hastası arkadaşı için saçlarını kestiği doğru mu?
Sırtımdan soğuk bir ter aktı.
Olay çoktan dışarı taşmıştı.
Müdür telefonu benden aldı, sertçe kapattı.
— Bu iş burada kapanacak, dedi. Kimse dışarıya konuşmayacak.
Ama artık çok geçti.
Elif’in yaptığı şey gizlenemezdi.
Çünkü o artık sadece bir öğrencinin değil, yüzlerce çocuğun ilhamı olmuştu.
Ertesi gün okulun kapısında kameralar vardı.
Veliler ikiye bölünmüştü.
Bir kısmı Elif’i “örnek çocuk” olarak görüyordu.
Diğer kısmı ise “okul düzenini bozan biri” olduğunu söylüyordu.
Ben ise sadece kızımı korumaya çalışıyordum.
Ama Elif hiçbir şeyden korkmuyordu.
O sabah yanıma geldi.
— Anne, Zeynep’i görmeye gidebilir miyiz? dedi.
Gittik.
Hastane odası sessizdi.
Zeynep pencere kenarında oturuyordu.
Başında artık küçük bir bere vardı.
Ama gözlerinde ilk kez bir ışık vardı.
Elif’i görünce gülümsedi.
— Saçlarım sana yakışmış mı? diye sordu Elif.
Zeynep güldü.
— Ben artık aynaya bakabiliyorum, dedi.
O an odada kimse konuşmadı.
Sadece iki çocuğun sessiz bir anlaşması vardı.
Ama hikaye burada bitmedi.
Bir hafta sonra okulda resmi bir toplantı yapıldı.
İlçe milli eğitim müdürlüğü de katıldı.
Konunun adı şuydu:
“Öğrenci davranışlarının sınırları ve sosyal sorumluluk”
Müdür sert bir konuşma yaptı.
Elif’in davranışının “kontrolsüz bir örnek teşkil ettiği” söylendi.
Hatta Elif’e disiplin cezası verilmesi bile gündeme geldi.
O an ayağa kalktım.
— Bu çocuk bir hata yapmadı, dedim. Bir hayat kurtarmaya çalıştı.
Salon buz gibi oldu.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri Zeynep girdi.
Herkes şaşırdı.
Elinde bir dosya vardı.
Titreyerek kürsüye yürüdü.
Ve konuşmaya başladı:
— Ben geçen yıl kimseyle konuşmuyordum. Çünkü herkes bana farklı bakıyordu.
— Ama Elif saçlarını kestiği gün, ben ilk kez “ben yalnız değilim” dedim.
Sonra dosyayı açtı.
İçinde okulda yapılan küçük bir kampanyanın belgeleri vardı.
Öğrenciler kendi aralarında para toplamış, hastane için oyuncak ve destek hazırlamıştı.
Zeynep devam etti:
— Eğer bu davranış yanlışsa, ben de yanlış olmak istiyorum.
Salon sessizdi.
Hiç kimse konuşamıyordu.
Müdür bile gözlerini kaçırdı.
Toplantı bitmedi.
Ama karar değişti.
Disiplin cezası kaldırıldı.
Aksine okulda “insanlık ve dayanışma haftası” başlatıldı.
Ama asıl olay birkaç gün sonra yaşandı devamı.....