Yoksul ve bekar bir baba, kaybolmuş yaşlı bir adamı evine aldı… Onun aslında çocuklarının uzun zamandır aradığı bir milyoner olduğunu hiç bilmiyordu. Ve o andan itibaren, o adamın kaderi tamamen değişti…
BÖLÜM 1 OKUYUN:
Yoksul ve bekar bir baba, kaybolmuş yaşlı bir adamı evine aldı… Onun aslında çocuklarının uzun zamandır aradığı bir milyoner olduğunu hiç bilmiyordu. Ve o andan itibaren, o adamın kaderi tamamen değişti…
Benim adım Mehmet. Sıradan bir adamım; hayatında pek çok zorluk yaşamış bir baba… Ama insanların içindeki iyiliğe ve merhamete olan inancımı asla kaybetmedim.
İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, işçi bir semtte büyüdüm. Sıcak ekmekle yapılan basit bir yemek ve huzurlu bir gece, mutlu olmak için yeterliydi. Ama insanın çocukları olunca, hayat artık o kadar basit olmuyor. Uygulama üzerinden taksicilik yaparak ve geçici işlerde çalışarak kazandığım para, çoğu zaman ancak geçinmeye yetiyordu.
Defalarca kendi rahatımı bir kenara bırakıp çocuklarımın ihtiyaçlarını ön planda tuttum. Türkiye’de pek çok ailenin aynı durumda olduğunu biliyorum.
Bir akşamüstü, pazardan eve dönerken yol kenarında oturan yaşlı bir adam gördüm. Çok zayıftı, üzerindeki kıyafetler buruşuktu ve günlerdir doğru düzgün yemek yemediği belliydi. İnsanlar önünden geçip gidiyordu ama çok azı durup ilgileniyordu.
Neden bilmiyorum, ama içimde bir şey bana ona yaklaşmamı söyledi.
Yaşlı adam bana adının Hasan Efendi olduğunu söyledi. Sesi zayıftı, çok yorgun görünüyordu; sanki uzun ve zor bir yolculuktan gelmiş gibiydi. Bana, o bölgeye nasıl geldiğini bile hatırlamadığını anlattı. Anıları parçalıydı, karışıktı; sanki çok ciddi bir olay yaşamıştı.
Geçmişi hakkında daha fazla soru sormadım. Onun yerine ayağa kalkmasına yardım ettim ve onu evime götürdüm.
Eve vardığımızda ona sıcak bir yemek hazırladık. Yıkanmasına yardım ettim ve ona temiz kıyafetler verdim. Sonraki günlerde bizimle kalmaya başladı.
Yavaş yavaş sağlığı düzeldi ve morali yerine geldi. Çocuklarım ona “Hasan Dede” demeye başladı ve onu gerçekten kendi dedeleri gibi sevdiler.
Her akşam bize hayatından hikâyeler anlatırdı. Bazen İstanbul’daki büyük şirketlerden, Konya’daki geniş arazilerden ve Ankara’daki yüksek binalardan bahsederdi. Ama ben ona pek dikkat etmezdim. Bunların karışık anılar ya da zihninde birbirine karışmış hayaller olduğunu düşünürdüm.
Benim için o sadece bakıma muhtaç bir yaşlı adamdı.
Aylar geçti.
Bir gün mahallemize lüks SUV araçlar geldi. Şık giyimli adamlar araçlardan indi ve kayıp bir yaşlı adamı sormaya başladılar. Ellerinde bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafa baktığımda donup kaldım.
O, Hasan Dede’ydi.
Adamların birisi, titreyen bir sesle, uzun zamandır babalarını aradıklarını söyledi. Meğer kendisi Türkiye’de çok tanınmış bir iş insanıymış ve ciddi bir olaydan sonra ortadan kaybolmuş.
Anlattıklarına göre, bazı kişiler onun büyük servetinden faydalanmaya çalışmış. O kaçmayı başarmış ama sonra yolunu kaybetmiş ve birçok yer dolaştıktan sonra tesadüfen bizim mütevazı mahallemize gelmiş.
Yardım ettiğim o sade yaşlı adamın aslında ünlü bir milyoner olduğuna inanamadım devamı.....