On beş yaşındaki kızım Elif son birkaç haftadır
On beş yaşındaki kızım Elif son birkaç haftadır sürekli mide bulantısı, keskin karın ağrıları, baş dönmesi ve bitmek bilmeyen bir halsizlik yaşıyordu. Bir zamanlar okul takımında voleybol oynayan, her fırsatta resim çizen ve arkadaşlarıyla kahkahalar atan kızım sanki gözlerimin önünde değişmişti. Şimdi çoğu zaman odasına kapanıyor, yemek yemekten kaçınıyor ve yüzündeki canlılık her geçen gün biraz daha soluyordu.
Eşim Murat ise bütün bunları önemsemiyordu. "Bir şey yok, dikkat çekmeye çalışıyor. Bu yaşlarda olur böyle şeyler," diyerek konuyu kapatıyordu. Ama ben annelik içgüdümle bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordum. Elif'in iştahı azalmıştı, hızla kilo veriyordu ve geceleri uyusa bile sabahları yorgun uyanıyordu.
Bir gece su içmek için kalktığımda odasının kapısını araladım. Elif yatağın üzerinde iki büklüm olmuş, karnını sımsıkı tutuyordu. Yüzü bembeyazdı. Beni görünce gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Anne... çok kötü ağrıyor," dedi güçlükle. "Dayanamıyorum artık."
O an kararımı verdim.
Ertesi sabah Murat işe gittikten sonra Elif'i alıp doğruca hastaneye gittim. Yol boyunca camdan dışarı baktı, tek kelime etmedi. Doktor önce muayene etti, ardından kan testleri ve görüntüleme istedi. Saatler süren bekleyiş bana günler gibi geldi.
Sonunda kapı açıldı.
Doktor Selim elindeki raporlarla içeri girdi. Yüzündeki ifade içimi huzursuz etmeye yetmişti.
"Hanımefendi," dedi sakin ama ciddi bir ses tonuyla, "görüntüleme sonuçlarında sıra dışı bir bulguya rastladık."
Elif'in eli avucumun içinde titredi.
Ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum.
"Sıra dışı mı?" diye sordum. "Nasıl bir bulgu?"
Doktor birkaç saniye sustu. Gözlerini rapordan kaldırıp bana baktı.
"Karın bölgesinde beklemediğimiz bir oluşum tespit ettik."
O an dünya durmuş gibiydi.
"Bu... tehlikeli bir şey mi?" diye fısıldadım.
Doktor derin bir nefes aldı.
"Bunu netleştirmek için birkaç ek inceleme yapmamız gerekiyor. Ancak size söyleyebileceğim bir şey var..."
Sözünün devamını getirmeden önce odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.
Ve doktorun bir sonraki cümlesi, hayatımızı tamamen değiştirecek türdendi...
Elif'in eli avucumun içinde titrerken doktorun yüzüne baktım. O birkaç saniyelik sessizlik bana saatler gibi gelmişti.
"Ne gördünüz?" diye sordum.
Doktor Selim raporu masaya bıraktı.
"Karın bölgesinde büyük bir kitle tespit ettik."
O an kulaklarım uğuldadı. Elif'in nefesi hızlandı.
"Kitle mi?" dedim.
"Kesin konuşmak için ileri tetkikler gerekiyor. Bunun iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu şu an söyleyemeyiz."
Elif gözlerini yere indirdi. Ben ise sandalyeye çökmemek için kendimi zor tutuyordum.
O gün hastaneden çıktığımızda dünya aynı görünüyordu ama benim için hiçbir şey aynı değildi.....