En yakın arkadaşımın erkek arkadaşımla çıkmasını affettim — yıllar sonra, onu kocamla yarı çıplak halde yakaladığımda, ona evlilik yüzüğümü verdim ve gerisini KARMA’nın halletmesini izledim.

Ama yaptığım hamle sadece bununla sınırlı değildi. Oturduğumuz o lüks rezidans dairenin tapusu tamamen benim üzerimeydi. Avukatımı arayıp derhal tahliye süreci başlatmasını ve kilitleme talimatı vermesini istemiştim. Kapıma dayanıp "Nasıl cesaret edersin!" diye bağırırken, aslında hem işsiz, hem parasız hem de sokakta kaldıklarını yeni fark ediyorlardı.

Kapıyı yavaşça açtım. Karşımda duran iki zavallıya baktım. Demir’in üzerindeki marka takım elbise kırış kırıştı, yüzü kireç gibiydi. Merve ise dün geceki o küstah halinden sıyrılmış, titreyerek bana bakıyordu. "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diye tısladı Demir. "Bütün eşyalarımı kapının önüne koymuşsun! Şirket beni hırsızlıkla suçluyor, kovuldum! Bu ev benim de hakkım!"

Yüzümde en ufak bir duygu kırıntısı bile olmadan doğrudan Merve’nin gözlerinin içine baktım. "Yıllar önce beni ilk sırtımdan bıçakladığında seni affetmiştim Merve," dedim sessizce. "Bebeğimi kaybettim, sustum. Babamın hastalığını kullanıp hayatıma sızdın, yine şans verdim. Ama sen bir parazit gibi, benim yarattığım her güzel şeye göz diktin. Şimdi sana büyük bir iyilik yaptım. Demir’i hep çok istiyordun ya? Al, tepe tepe kullan. Ama küçük bir detay var; benimle birlikteyken sahip olduğu o parıltılı hayat, o altındaki lüks araba, o saygın iş ve bu ev... Hepsi bana aitti. Şimdi sana sadece beş kuruşsuz, karakteri beş para etmez bir adam kaldı."

Merve’nin gözlerindeki o hırslı pırıltı bir anda söndü, yerini derin bir korku aldı. O, zengin ve başarılı bir adamın eşi olmayı hayal ederek bu ihanete kalkışmıştı; sıfırı tüketmiş bir adamın sorumluluğunu almayı değil. Demir ise öfkeyle Merve’ye döndü: "Senin yüzünden oldu! Beni o gün eve çağırmasaydın bunların hiçbiri olmayacaktı!" diyerek suçu anında ona atmaya başladı. Daha şimdiden birbirlerini kemirmeye başlamışlardı.

Kapıyı yüzlerine kapatıp kilitledim. Arkamdan birbirlerine bağırarak koridorda kavga ettiklerini duyabiliyordum. O andan sonra arkama bile bakmadım. Boşanma davamız tek celsede sonuçlandı, Demir yasal olarak hiçbir şey talep edemedi çünkü evlilik sözleşmemiz vardı ve sadakatsizliği kanıtlanmıştı.

Aradan iki yıl geçti. Karma, işini aceleye getirmeden, büyük bir titizlikle tamamlamıştı. Ortak arkadaşlarımızdan duyduğuma göre, Merve ve Demir benim evimden kovulduktan sonra küçük, rutubetli bir stüdyo daireye taşınmak zorunda kalmışlardı. Demir, sabıkalı bir geçmişle iş bulamadığı için borç batağına saplanmış, bu ekonomik çöküş aralarındaki o sözde "büyük aşkı" kısa sürede nefrete dönüştürmüştü. Birbirlerini yıprattıkları, her gün kavga ettikleri kavgalı gürültülü birkaç ayın ardından Demir, Merve’yi başka bir kadınla aldatıp onu da borçlarıyla baş başa bırakarak şehirden kaçmıştı. Merve ise geçmişte bana yaptığı her şeyi şimdi tek başına, o karanlık odada vicdan azabıyla ödeyerek yaşıyordu.

Ben ise o yangından çok daha güçlü, çok daha arınmış olarak çıktım. Hayatımı yeniden inşa ettim; yarım kalan projelerime döndüm, kendime yepyeni, huzurlu bir dünya kurdum. Artık hayatımda sahte dostlara ya da sadakatsiz insanlara yer yoktu.

O gün yatak odasında o yüzüğü Merve’nin avucuna bıraktığım an, aslında bir kayıp değil, hayatımın en büyük kurtuluşuydu. Anladım ki hayatta bazen en büyük intikamı sizin almanıza gerek kalmaz. Siz sadece doğru yerde durup, temiz bir kalple geriye çekilmeli ve hayatın adaleti olan karmanın, herkesi hak ettiği teraziye oturtmasını sessizce izlemelisiniz.

FOTO GALERİLER