Zengin Bir Otel Müşterisi Bana İftira Atıp İşimden Ettirdi…

Yıllardır bir otel odasının görünmeyen hayaletiydim. Misafirler bizi genellikle görmez, sadece odadan ayrıldıklarında geride bıraktığımız o kusursuz temizliği, dümdüz edilmiş çarşafları ve yenilenmiş havluları fark ederlerdi. Görünmez olmanın, duvar kâğıtlarından biriymişsiniz gibi davranılmasının çok ağır bir psikolojik yükü vardır; ama aynı zamanda size bir süper güç verir: O kapı kapandıktan sonra herkesin gerçek yüzünü, sakladıkları iğrenç sırları bütün çıplaklığıyla görebilmek.

O kibirli ve zengin iş insanı, Kerem Bey, beni sadece eğitimsiz, çaresiz ve istediği gibi ezebileceği bir temizlikçi sanıyordu. Oysa ben o süiti haftalarca temizlerken sadece yerdeki içki şişelerini ya da kırık kadehleri değil, onun kirli hayatının ufak tefek parçalarını da topluyordum.

O, sabahlara kadar içip sızdığında ya da banyoda saatler geçirdiğinde, ben odanın düzenini sağlarken onun yarı açık bıraktığı evrak çantasını, sehpada unuttuğu dosyaları görüyordum. O lüks partilerde ağırladığı adamlar sadece eğlenmeye gelmiyordu; yasadışı ihaleler, rüşvet çarkları ve karanlık pazarlıklar o odada dönüyordu. Ancak Kerem'in asıl büyük sırrı başkaydı. Kendi iş ortaklarını ve o odaya getirdiği kadınları gizlice kayda alıyor, sonra da bu görüntüleri onlara karşı bir şantaj malzemesi olarak kullanıyordu. Bunu, yatağın tam karşısındaki havalandırma ızgarasının içine ustaca gizlenmiş, kırmızı ışığı karanlıkta zar zor yanıp sönen o minik kameradan anlamıştım. Toz alırken tesadüfen fark ettiğim o kamera, zamanı geldiğinde benim en büyük silahım olacaktı devamı sonraki sayfada..

FOTO GALERİLER