Eşim “Ev Alacağız” Diyerek Taşıyıcı Anne Olduğunu Söyledi…
Elif’in sesindeki o soğukkanlı tonun ardından, patronum Kemal’in dudaklarından dökülen o son cümle, hayatım boyunca inandığım her şeyi bir saniye içinde küle çevirdi.
Kemal, sanki sıradan bir iş yemeğinden bahsediyormuş gibi rahat bir tavırla, "70 bin doları senin şahsi hesabına dün aktardım Elif," dedi. "Gelecek hafta, hamileliğinin son ayına girmeden önce o boşanma evraklarını Murat'ın önüne koyduğunda ve Ege'yi de alıp benim evime taşındığında, nihayet rahat bir nefes alacağız. Karnındaki oğlumuz, sen ve Ege... Sonunda gerçek bir aile olacağız. O zavallı adamın, çocuğun aslında bir taşıyıcı anne ajansına değil de bana ait olduğunu öğrendiğindeki yüz ifadesini görmek için sabırsızlanıyorum."
Elif hafifçe kıkırdadı. "Merak etme sevgilim," diye fısıldadı, sesinde yıllarca aynı yastığa baş koyduğum kadına ait olmayan, yabancı ve şeytani bir tını vardı. "O kadar saf ve vicdanlı ki... Aylardır geceleri karnımı okşayıp, benim ne kadar fedakâr bir eş olduğumu söyleyerek ağlıyor. Gelecek hafta her şey bittiğinde, o 70 bin doların bizi ondan kurtaracak bilet olduğunu asla anlayamayacak."
Duvarın dibine nasıl çöktüğümü, ellerimle ağzımı kapatıp o sessiz çığlığı nasıl yuttuğumu hatırlamıyorum. Bacaklarımın bağı tamamen çözülmüştü. Nefes alamıyordum; sanki göğüs kafesime kaynar sular dökülüyor, beynim duyduğu bu korkunç ihaneti algılamayı reddediyordu.
Aylarca... Tam sekiz ay boyunca her gece ayaklarına masaj yaptığım, kendi evladımızın rızkı için başkasının çocuğunu taşıdığını sanıp önünde suçluluktan kahrolduğum o "fedakâr" kadın, aslında patronumla aylardır yasak aşk yaşıyordu. Taşıyıcı anne yalanı, hamileliğini saklamak için uydurduğu kusursuz bir kılıftı. O 70 bin dolar ise benim altı yılımı verdiğim, yeri geldiğinde hafta sonları bile mesaiye kaldığım patronumun, karımı ve oğlumu benden satın alma bedeliydi.