Kocam benden boşanmak istediğini söyledi

Son belgeyi de imzalayıp kalemi masanın üzerinden ona doğru kaydırdım. Demir'in avukatı ona bir şeyler fısıldamak için eğildi ve iliştirilmiş ek maddeyi okurken yüz ifadesi bir anda değişti.

Demir'in gülümsemesi yüzünde donakaldı...

Demir'in avukatı, titreyen elleriyle kâğıdı işaret ediyordu. Demir, belgenin o ince sayfasını avukatının elinden sertçe çekip aldı. Gözleri satırların üzerinde hızla gezinirken, yüzündeki o mağrur, zafer sarhoşu gülümseme yerini yavaş yavaş saf bir dehşete bıraktı. Salonda sadece kâğıdın hışırtısı ve Demir'in giderek sıklaşan nefes alışverişi duyuluyordu.

"Bu... bu ne demek oluyor?" diye kekeledi Demir. Sesi, mahkeme salonunun ağır sessizliğinde çatlayan bir cam gibi çınlamıştı.

Avukatım Melek, her zamanki profesyonelliğiyle, ancak gözlerinde gizlemeye hiç niyetinin olmadığı bir zafer parıltısıyla öne doğru eğildi.

"Sayın Yargıç," dedi Melek, kelimelerin üzerine basarak. "Müvekkilim Sayın Elif Hanım, Demir Bey'in 'tüm mal varlığını' alma talebini eksiksiz bir şekilde, kendi rızasıyla kabul etmiştir. Ancak anlaşmanın az önce okunan ek maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, bu mal varlıklarının tamamı —Göktürk'teki lüks malikane, son model araçlar ve ortak yatırım hesapları— 'Zirve Mimarlık ve Yatırım Anonim Şirketi' tüzel kişiliği üzerine kayıtlıdır."

Demir oturduğu yerden adeta yaya basmış gibi fırladı. "Evet! Şirketin tamamını istedim ve o da kabul etti! Sorun ne? Benim olanı alıyorum!"

Melek çantasından kalın, kırmızı kapaklı bir dosya çıkardı ve masanın üzerine bıraktı.

"Sorun şu ki Demir Bey," dedi Melek, sesindeki acıma duygusu sahteydi, "kibriniz ve aceleciliğiniz yüzünden devraldığınız şirketin güncel mali tablolarını incelemeye tenezzül bile etmediniz. Zirve Yatırım, geçtiğimiz ay yurt dışındaki başarısız bir ihale ve usulsüzlük suçlamaları nedeniyle açılan devasa bir tazminat davasını kaybetti. Şirketin, yani artık tamamen size ait olan şirketin üzerindeki borç ve haciz kararları, aldığınızı sandığınız mal varlıklarının toplam değerinin tam üç katı."

Hâkim kaşlarını çattı ve Melek'in sunduğu belgeleri hızla incelemeye başladı. Demir'in yüzü kireç gibi olmuştu; adeta kanı çekilmişti. Bana döndü; gözlerinde hem inanamama hem de yılların biriktirdiği kontrolü kaybetmenin verdiği bir çaresizlik vardı.

"Sen... sen bunu biliyordun!" diye kükredi mahkemenin ortasında. "Beni bilerek iflasa sürükledin! Bu bir tuzak!"

Sakinliğimi zerre kadar bozmadım. Sandalyemde dikleştim ve yıllarca beni görmezden gelen o gözlerin tam içine, en derinine baktım:

"Ben sadece ne istediysen onu verdim, Demir. 'Her şeyi' istedin. Bütün varlıkları ve hukuki olarak onlara sıkı sıkıya bağlı olan tüm yükümlülükleri... Sorumluluklardan kaçmayı, gösteriş yapmayı hep çok sevdin. Ama kendi hırsınla imza attığın bu kâğıt, hayatın boyunca kaçamayacağın tek gerçek."

Demir'in avukatı çaresizce, terleyen alnını silerek araya girmeye çalıştı. "İtiraz ediyoruz Sayın Yargıç! Bu açıkça kötü niyetli bir yönlendirmedir. Müvekkilim yanıltılmıştır, anlaşmanın iptalini talep ediyoruz!"

Hâkim başını dosyalardan kaldırdı, bakışları buz gibiydi. "Avukat Bey, müvekkiliniz arabuluculuk sürecinde bu şartları bizzat kendisi dayattı. Karşı taraf pazarlık bile yapmadı. Üstelik mahkememizde az önce, hiçbir baskı altında kalmadan bu feragatnameyi anladığını ve sonuçlarını kabul ettiğini defalarca beyan etti. Hukukta yetişkin insanların açgözlülüğü veya dikkatsizliği bir mazeret sayılmaz." Hâkim elindeki tokmağı havaya kaldırdı. "Karar verilmiştir. Boşanma ve mal paylaşımı protokolü onaylanmıştır."

O tokmağın tahtaya vurduğu an çıkan o tok ses, Demir'in dünyasının başına yıkılma sesiydi......

FOTO GALERİLER